
Ders Çalışırken Süre Tutmak İşe Yarar mı? Verimli Çalışmak İçin Zaman Tutma Rehberi
Ders Çalışırken Süre Tutmak İşe Yarar mı? Verimli Çalışmak İçin Zaman Tutma Rehberi
Dersin başına oturup iki saat çalıştığını düşünmek kolaydır. Gerçekte bu iki saatin ne kadarının dersle geçtiğini anlamak ise biraz daha zor.
Telefon bildirimleri, kısa molalar, başka bir sekmeye bakmak, bir şeyler atıştırmak veya birkaç dakikalığına masadan kalkmak derken çalışma süresi fark edilmeden bölünebilir. Bu yüzden bazı öğrenciler ders çalışırken kronometre ya da zamanlayıcı kullanmayı tercih ediyor.
Süre tutmanın asıl amacı daha fazla saat biriktirmek değil. Gün içinde gerçekten ne kadar odaklanabildiğini görmek ve çalışma düzenini buna göre ayarlamak.
Peki ders çalışırken süre tutmak gerçekten işe yarıyor mu?
Doğru kullanıldığında evet. Ancak ekrandaki sayıyı sürekli büyütmeye çalışmak, tek başına daha verimli çalışıldığı anlamına gelmiyor.
Ders çalışırken süre tutmak neden işe yarayabilir?
Zamanı takip etmeye başladığında çalışma biçimin biraz daha görünür hâle gelir.
“Bugün çok çalıştım” oldukça belirsiz bir cümledir. Buna karşılık “bugün üç tane 40 dakikalık odak oturumu tamamladım” dediğinde elinde daha somut bir bilgi vardır.
Bu fark özellikle düzen kurmaya çalışan öğrenciler için işe yarayabilir.
Bir hafta boyunca çalışma süresini takip eden biri, hangi günlerde daha rahat odaklandığını veya hangi derslerde sürekli bölündüğünü fark edebilir. Matematik çalışırken 45 dakika rahat ilerlerken uzun bir tarih okumasında dikkatin 20 dakika sonra dağılıyor olabilir.
Bunları yalnızca hislerle fark etmek her zaman kolay değildir.
Süre tutmak, çalışma alışkanlığını biraz daha ölçülebilir hâle getirir.
Başlamayı kolaylaştırabilir
Ders çalışmanın en zor kısmı bazen dersin kendisi değil, başlamaktır.
“Bu akşam üç saat matematik çalışacağım” şeklinde büyük bir hedef koymak, daha masaya oturmadan yorucu gelebilir. Buna karşılık yalnızca 25 veya 30 dakikalık bir çalışma süresi belirlemek daha ulaşılabilir görünür.
Çünkü ortada açık bir bitiş noktası vardır.
30 dakika boyunca yalnızca belirlediğin konuyla ilgileneceğini bilirsin. Süre tamamlandığında devam edip etmeyeceğine tekrar karar verebilirsin.
Bu küçük sınır, özellikle uzun süredir ders çalışmayan veya masaya oturmayı sürekli erteleyen kişilerde işe yarayabilir.
Gerçek çalışma süresini görmeni sağlar
Masada geçirilen süre ile gerçekten ders çalışılan süre aynı şey değildir.
Saat 19.00'da masaya oturup 21.00'de kalkmış olmak iki saat kesintisiz çalışıldığı anlamına gelmez. Arada telefona bakıldıysa, sosyal medyada vakit geçirildiyse veya sık sık başka şeylerle ilgilenildiyse gerçek odak süresi çok daha düşük olabilir.
Ders çalışma sayacı kullanıldığında bu fark daha açık görülür.
Örneğin bir akşam boyunca masada iki buçuk saat kalmış fakat toplam 95 dakika gerçek çalışma yapmış olabilirsin. Bu kötü bir sonuç değildir. Aksine, sonraki gün için daha gerçekçi bir program hazırlamana yardımcı olur.
Her gün “dört saat çalışacağım” diye plan yapmak yerine, gerçekten tamamlayabildiğin odak süresini temel alabilirsin.
Süre tutmak çalışma planını daha gerçekçi yapar
Bir konunun ne kadar süreceğini tahmin etmek çoğu zaman düşündüğümüzden zordur.
20 matematik sorusunun yarım saat süreceğini düşünüp bir saat uğraşabilirsin. Bir konu tekrarına iki saat ayırıp 40 dakikada bitirebilirsin.
Birkaç hafta boyunca süre tuttuğunda kendi çalışma hızın hakkında veri oluşmaya başlar.
Bir deneme analizinin yaklaşık ne kadar sürdüğünü, 30 paragraf sorusunu ortalama kaç dakikada çözdüğünü veya bir ünite tekrarına ne kadar zaman ayırman gerektiğini daha iyi tahmin edersin.
Böylece günlük programlar da kağıt üzerinde güzel görünen programlar olmaktan çıkıp gerçekten uygulanabilir hâle gelir.
Kronometre mi, geri sayım sayacı mı?
Ders çalışırken iki farklı yöntem kullanılabilir.
Kronometre sıfırdan başlayıp yukarı doğru ilerler. Ne kadar süre çalışacağını baştan belirlemek istemiyorsan kullanışlıdır. Bir konuya başlar, çalışmayı bıraktığında toplam süreye bakarsın.
Geri sayım sayacında ise süre baştan bellidir. 25, 40 veya 50 dakika gibi bir süre seçilir ve sayaç sıfıra doğru ilerler.
İkisi arasında herkes için doğru olan tek bir seçenek yok.
Uzun süre kesintisiz çalışabilen biri kronometreyle daha rahat edebilir. Başlamakta zorlanan biri için ise “yalnızca 25 dakika çalışacağım” diyerek geri sayım başlatmak daha kolay olabilir.
Bir süre ikisini de deneyip hangisinin çalışma biçimine daha uygun olduğunu görmek en mantıklı yol.
Pomodoro kullanmak şart mı?
Süre tutmak denildiğinde akla ilk gelen yöntemlerden biri Pomodoro.
Klasik Pomodoro düzeninde 25 dakika çalışılır, ardından kısa bir mola verilir. Birkaç çalışma turundan sonra daha uzun bir ara verilir.
Ancak ders çalışırken mutlaka 25 dakikalık oturumlar kullanmak gerekmiyor.
Odakoo'daki ders çalışma sayacında da 25/5, 50/10 veya kendi belirlediğin sürelerle çalışmak mümkün.
Bazı öğrenciler için 25 dakika yeterliyken bazıları tam konuya alışmışken sayacın bitmesinden rahatsız olabilir. Özellikle deneme çözmek, uzun metin okumak veya zor bir matematik problemi üzerinde çalışmak daha uzun kesintisiz süre gerektirebilir.
Güncel araştırmalar da sabit bir mola düzeninin herkeste aynı sonucu vermediğini gösteriyor. Bazı öğrenciler planlı kısa molalarla rahat ederken, bazıları ne zaman mola vereceğine kendisi karar verdiğinde daha iyi bir çalışma deneyimi yaşayabiliyor. Öğrenme ve üretkenlik açısından ise yöntemlerden birinin her durumda açık şekilde üstün olduğuna dair güçlü bir sonuç yok.
Bu nedenle 25/5 bir kural değil, başlangıç noktası olarak düşünülebilir.
25 dakika mı, 50 dakika mı?
Yeni bir çalışma düzeni oluşturmaya çalışıyorsan 25 dakika iyi bir başlangıç olabilir.
Özellikle soru çözme, kısa tekrarlar veya uzun süredir ertelediğin bir işe başlamak için 25 dakikalık bir süre göz korkutmaz.
Daha uzun süre odaklanmaya alışkınsan 40 veya 50 dakikalık oturumlar daha doğal gelebilir.
Örneğin:
25 dakika: kısa tekrarlar, paragraf soruları, kelime çalışması
40 dakika: konu çalışması, orta uzunlukta soru çözümü
50 dakika: deneme analizi, uzun okuma, kapsamlı problem çözümü
Bunlar kesin kurallar değil. Aynı öğrencinin bile kullandığı süre derse göre değişebilir.
Bir fizik problem seti ile yabancı dil kelime tekrarı aynı çalışma düzenini gerektirmek zorunda değil.
Süre tutmanın en büyük hatası: saate çalışmak
Ders çalışma süresini takip etmenin kötü bir tarafı da var.
Bir süre sonra amaç öğrenmek yerine sayaçta daha büyük bir sayı görmek hâline gelebilir.
“Bugün altı saat çalıştım” kulağa iyi gelir. Fakat bu altı saatte ne yapıldığı daha önemlidir.
Altı saat boyunca verimsiz şekilde kitap başında oturmak, iki saatlik dikkatli bir çalışmadan daha değerli değildir.
Bu yüzden yalnızca süre hedefi belirlemek yerine her çalışma oturumuna küçük bir görev eklemek daha sağlıklı olur.
“50 dakika matematik.”
yerine:
“50 dakika boyunca fonksiyonlardan 30 soru çözeceğim.”
daha açıklayıcıdır.
Sayaç burada yalnızca sınırı belirler. Asıl ölçülmesi gereken şey tamamlanan iştir.
Sayacı sürekli durdurmak gerekir mi?
Bu konuda gereğinden fazla hassas olmaya gerek yok.
Kalem almak için ayağa kalktığında 15 saniyelik süreyi durdurmak veya su içerken kronometreyi kapatmak çalışma takibini gereksiz yere zorlaştırabilir.
Ama beş dakika boyunca telefona bakacaksan veya uzun bir ara vereceksen sayacı durdurmak daha doğru olur.
Amaç saniyesi saniyesine kusursuz bir kayıt oluşturmak değil. Gün sonunda gerçek çalışma düzenini yaklaşık olarak görebilecek kadar tutarlı olmak yeterli.
Zaman takibi zahmetli bir işe dönüşmeye başladığında zaten faydasının bir kısmını kaybeder.
Molalarda ne yapmak gerekir?
Sayaç kullanmanın avantajlarından biri molaları da görünür hâle getirmesidir.
Fakat beş dakikalık molada TikTok veya Instagram açıldığında beş dakikanın 20 dakikaya dönüşmesi oldukça kolaydır.
Kısa molalarda ayağa kalkmak, su içmek, biraz hareket etmek veya birkaç dakika ekrandan uzaklaşmak genellikle çalışma ritmini korumayı kolaylaştırır.
Molayı yeni bir dikkat kaynağıyla doldurmamak gerekir.
Özellikle arka arkaya birkaç çalışma oturumu yapacaksan mola, zihni tamamen başka bir yere taşımak yerine bir sonraki oturuma hazırlanmak için kullanılabilir.
Ders çalışma süresi nasıl takip edilmeli?
Karmaşık bir sistem kurmaya gerek yok.
Çalışmaya başlamadan önce ne yapacağını belirle. Ardından uygun bir süre seç ve sayacı başlat.
Oturum bittikten sonra yalnızca iki şeyi not etmek yeterlidir: kaç dakika çalıştın ve ne tamamladın?
Örneğin:
“42 dakika — trigonometri 28 soru”
veya
“50 dakika — biyoloji dolaşım sistemi konu tekrarı”
gibi.
Birkaç gün sonra bu kayıtlar, yalnızca toplam çalışma saatinden çok daha anlamlı hâle gelir.
Hangi dersin daha fazla vakit aldığını, hangi saatlerde daha üretken olduğunu ve çalışma sürenin gerçekten artıp artmadığını görebilirsin.
Her gün kaç saat ders çalışmak gerekir?
Süre tutmaya başlayanların kısa süre sonra sorduğu soru genellikle bu oluyor.
Fakat herkes için geçerli tek bir günlük çalışma süresi yok.
Okula giden bir lise öğrencisiyle bütün gün sınava hazırlanan bir mezunun aynı süreyi hedeflemesi beklenemez. Aynı şekilde yeni çalışmaya başlayan biriyle aylardır düzenli çalışan birinin kapasitesi de aynı olmayacaktır.
Bu nedenle başka insanların günlük çalışma saatlerini takip etmek yerine kendi düzenine bakmak daha anlamlıdır.
İlk hafta günlük ortalama 90 dakika gerçekten odaklı çalışabiliyorsan bunu küçümsememek gerekir. Önce bu sürenin düzenli hâle gelmesi, ardından ihtiyaç varsa yavaşça artırılması daha sürdürülebilir olabilir.
Bir gün altı saat çalışıp sonraki iki gün hiçbir şey yapmamak yerine her gün devam ettirebildiğin bir düzen genellikle daha kullanışlıdır.
Süre tutmak kimler için özellikle faydalı olabilir?
Çalışmaya ne kadar zaman ayırdığını sürekli yanlış tahmin ediyorsan, dersin başına oturmakta zorlanıyorsan veya mola sürelerinin kontrolden çıktığını düşünüyorsan zamanlayıcı kullanmayı denemek mantıklı olabilir.
Aynı şekilde sınava hazırlanırken farklı derslere ne kadar vakit ayırdığını görmek isteyen öğrenciler için de çalışma süresini kaydetmek yararlı olabilir.
Buna karşılık sayaç sürekli stres yaratıyorsa veya tam odaklanmışken süre bittiği için çalışmayı gereksiz yere bölüyorsa daha esnek bir yöntem kullanılabilir.
Zamanlayıcı sana yardımcı olmak için vardır. Çalışmanın kendisinden daha önemli hâle gelmemeli.
Süreyi değil, çalışma düzenini takip et
Ders çalışırken süre tutmanın asıl faydası gün sonunda büyük bir sayı görmek değildir.
Ne kadar süre gerçekten çalışabildiğini bilmek, hangi derslerin daha fazla zaman istediğini fark etmek ve bir sonraki günü daha gerçekçi planlamak çok daha değerlidir.
İlk kez deneyeceksen basit başlamak yeterli.
Bir görev seç. 25 veya 40 dakikalık bir ders zamanlayıcı aç. Telefonu kenara bırak ve yalnızca o işle ilgilen.
Süre bittiğinde kaç dakika çalıştığından önce ne kadar ilerlediğine bak.
Bir süre sonra sayaç çalışma hedefinin kendisi olmaktan çıkar ve yalnızca düzenini anlamanı sağlayan küçük bir araç hâline gelir.
